AHALDABA’NIN( TEPEKÖY’ÜN) ÇOK YÖNLÜ KÜLTÜRÜ

MEVSİMLERE GÖRE KÜLTÜRLERİ: I

A)İlkbaharda Çalışmalar Ve Görsel görünümler:Ahaldaba coğrafi yapıda iki tepe arasında kalmış,takriben genişliği beş km genişliği yedi km uzunluğu olan güneye bakan ve tamamını güneş alan vadi görünümdedir.hangi tepesine çıkarsanız;köyün çeşitli çalışma seslerini duyarsınız.Örneğin:demirçi ustalarının dükkanlarından çıkan örs-çekiç sesleri adeta bir melodiği andırır.Hele koyunların otlağa götürülüşü ve tanko zillerinin çıkardığı sesler insanı büyüler.zihni Acar’ın keçi sürüsünün içindeki büyük tekelerin boynundaki bam zilleri hiç unutulacak gibi değil.Galat mahallesinde Celal Kaya’nın koyun ve keçi sürüsü,Arişet mahallesinin koyunları,göşnigil mahlesinin koyunları köyün iç kısımlarına yayıldıklarında ki görünüm sanki renkcümbüşü.bir hareketlilik var koca ahaldaba’da.nisan ayı tarla cayır tırmık ediliyor,taşı çalısı toplanıyor ,birtarafdan yakılıyor,diğer taraftan körpe kuzular meleşiyor.okul etrafındaki öğrenciler ipatlama,birdirbir,kayış oyunu,saklambaç,körebe gibi oyunlar oynuyorlar.Tarlalar sürülüyor.herkes ,akrabalar,komşular birbirlerine modgam olmuş yardımlaşıyorlar.ev kadınları küleklerinde pişirmiş oldukları katmer ve keteleri,ayranları tarlalara götürüyorlar. Güzel giyinmiş,beyaz tülbent başlarında tarlalarına gidiyorlar.Pulluğu tutan ya da cılğayı tutan erkekler öküzlerine ho ho diğerek çubukluyorlar.Öküzlerin boynuna boyundurk kısmına binmiş genç çocuklar ,öküzlerine sesleniyor.ho karagöz,ho Çerkez diğe.Oturup dinliyeceksin köyün halini adeta doğa yankılanıyor.Keçi koyunlar sağım zamanı kuşlukta ağıla getirilir,sağıldıktan sonra ev çobanları tekrar meralara otlatmaya götürürler.Büyükbaş,küçükbaş hayvanların görünümleri daha bambaşkaydı:Alacalı ,siyah,sarı,beyaz,boz renkleri vardı.kışın iyi beslenmiş boğaları görmeğe değerdi.

B)Mayıs,haziran aylarında ,Bahçecik mahallesinde(Kothav),dut kiraz a göz düşmüş yetişmeye yanı kızarmaya başlamıştır.Uzun bir kış dan sonra organik meyve yemenin zamanı gelmiştir.Gençler, köyden bahçelere inerek,sepetlerine dut,kiraz,toplarlar,sepetler küçükse beş on santim daha sepetin başından yukarı doldurulur,dut ya da kiraz yapraklarıyla bağlarlardı.Bu bağlanış şekline de “Arişet başı”denirdi.Birazdaha fazla meyve götürme anlamına gelirdi.Ayrıca nisan,mayıs,haziran aylarında ortalığın yeşil oluşu nedenyle,tarlalarda çıkan ,Kımı,Panpara ve kumlu kayalık yerlerde çıkan Çaşur ,toplanır türşüler kurulurdu.(yapılırdı) Komşular birbirine “hangisinden turşu kurdun”delirdi.Yenildiği zaman yeşillik ve mayhoş bir tadı vardı.İkramlar yapılırdı.Mart ayının sonuna yakın nisan aylarında Buçula Değirmenleri dönmeye başlardı.Artık kar suları erimekteydi.köylümüz,ihtiyaçlarını gidermek için ,mısır,buğday,arpa öğütür,taze taze unlardan ekmek yaparak ,yoğurt,süt,ve türşülerle baharda lezettin ve damağın tadına varılırdı.Buçula(küçük) mevsimlik değirmen adeta tango sesi çıkarırdı.İnsanın dimağında bir hoş seda bırakırdı.Bu mevsimde ağırlıklı yufkalar açılır “Akrul” ekmeği,yani mısır ekmeği yapılırdı.Yapılışı şöyleydi:Sadece alt pileki ateşte kızdırılır,mısır unu yoğrulmuş şekliğile yuvarlakça yapıştırılırdı.Önünde devamlı ateş yanardı.Erken pişiriler mısır ekmeğine (Akrul)denirdi.Ahaldaba ‘da haziranın sonuna yakın,köyün içindeki çayırlar biçilir yığınlar haline getirirlerdi.Gagatur Çayırları (Atçiflifği çayırı),Gagatur ,Karahanlı Türkçesinde at çiftliği anlamındadır.Yığınlar halinde otlar yığılır,görünümü çok hoş olurdu.

C)Artık köümüzün yaylaya gidişinin hazırlıkları başlamıştır.Yaylaya çıkıcak,insanlarımız,önce kağnı arabalarını elden geçirir,ya yenileri yaptırılırdı ya da eski kağnı arabasını (öküz) tamir yaptırırlardı.Her hanenin enaz birçift veya ikiçift öküzü bulunurdu.Öküzler bakımlı görkemli terbiye edilmiş,nallanmış bir vaziyetde hazır hala getirilirdi.Yaylaya gidicek eşyalar kağnı arabasına yüklenmeden önce köyümüzün o günkü muhtar ve heyet olarak kararını alır,hangi günü yaylaya hareket edlmesinin emrini bekçi Asim Yılmaz Amcaya bilgi verilir, oda tüfeğini alak,köyün mahallelerine haber verilmesi için Gobat’ın sırtına gider,oradan Düztaşa(Şavul)mahallesine ince uzun sesiyle “yaylaya gidiyooorlar! yaylaya“haberiniz osun!Gece ay ışığında hayvanlarını önüne katmış,yayla yolunu tutmuş köylülerimizin bir hayhemgebe içindeki haletiruhiyasını görmeğe değer.Kağnı arabalarının maziler yağlanır.Hem kolay yürüsün ve hemde öküzlere zorlamamsı için yaplırdı.Hele mazinin cıvlak cıvlak ses çıkarması insanı ay ışığında başka bir gezegendesin gibi hissettir insanı.Birbuçuk günde Cengelek yaylasına varmış oluyorduk.Kocabey’in kışlalarında (Günümüzde fesival yapılan yerde) bir gece geçirilir,sabaha yakın yola koyulurduk.Gece curcunasımı dersin nedersen de yaylaya çıkışımız yakışıyordu.Yaylaya çıkıldığında ,herkes yaylasını temizliyerk eşyalarını yerleştirirlerdi.Köydeyken yaylaya çıkılacağından dolayı Somin ekmeği pişirilirdi.Somini yemek için suda tutman gerekir, aksitakdirde diş kırılabir.Yaylada bilenmiş baltalarla,ellerinde hızar ve ip,hani bir şarkı vardı”baltalar elimizde uzun ip belimizde biz gideriz ormana hep ormana”aynısı yaylada uygulanır,Mansurat deresi kanağlardı,yine hani derler ya”ne çamlar devrildi”aynı usule odun hazırlanır.Hem Ardahan’ın köyleri satın alır, hemde tırmık,yaba tırpan sapı yapılır satılırdı.İşte ondan dolayıdır ki,Mansurat vadisinde orman kalmamıştır.Şu anki durumunu bilmiyorum.Belkide orman yeniden yeşermiş olabilir.

Ç)Yaylada pancarci:Temmuz ayının onudan sonra ,köyümüzün genç kızları ,erkekleri yaylaya birhaftalığına pancarci şenlikleri yapmak için çıkarlardı.Yaylaya çıkmamış olanlar akrabalarının veya komşularının yanına giderlerdi.Eğelence Sırtlarda olurdu.Binbir renkle genler ,ya cumbuş eşliğinde ya davul zurna veya tulumla bar başlarına geçer mendil çırarır sallarlardı.Genelde bu gençler okuyanlardan oluşurdu.Eğerki ,barbaşına geçip mendil sallıyorsa, biliniz ki,ikmala kalmamış doğrudan sınıfını geçmiş bir genç delikanlı,tabii birazda kabadayı tavır edasıyla mendilini sallardı.İkmali olanlar pek öne çıkmazlar hatta gelmezlerdi. Çünkü dedikodusu çoktu.Pancarcı bittikten sonra köye dönülür,biçimlere başlanırdı.Arpa,buğday vs. biraya yakın zamanda harmana hazıR hale getirilir,yayladan öküz indirilirdi.Yaylada öküz çobanları ayrıydı.Köyümüzün beşbinden fazla öküz takımı malı vardı.Onbinin üzerinde de sığır,dana ve küçükbaş hayvanı.Harmanlar dövülür,otlar mereklere çekilir ve yığılır.Tınaz makinesiyle saman savrularak buğdaydan ayrılırdı.Keçi kılından yapılmış(mazmanlar tarafından)keçi kılından çuval yapan ustaya mazman denir.O çuvallara konulur yayladan inildikten sonra kadınlar ,buğdayları suda yıkayıp kuruturlar, değirmene hazırhale getirmiş olunurdu.Artık güz işleri başlamıştır.Kurutulmuş buğdaylar ,Bahçecik mahallesindeki Şindoban yolu üzerindeki çift taşlı köyün ortak malı olan değirmende sıraya girerek öğütürlerdi.Bir miktar hak değirmeciye verirlerdi.Bu arada köyümüzün yolları öküz arabasıyla gidip,gelmelerden dolayı adata bilenmiş bir görünüm alırdı.Gidiş,gelişlerde köylülerimiz hoş sohbet için selamlaşırlar adeta mutluluklar yaratırlardı.Dostça ,samimi,yardımlaşmak ön sıralardaydı.Mısır tarlasından mısır kesilir,kabak ,patates. Toplanır,kazanlarda pişirilir,ikram edilirdi.Ekimde meyveler toplanır,kuyulara konulur kışın çıkarılıp yenilirdi.Artık herkez kışa hazırlığını yapmış,kasıma kadar hayvanlar dışarıda otlamaya devam ederken kış bastırdığında ,merekten alaf verilmeğe başlardı.Köyümüzün dükkanları vardı.Kahvesi vardı,orada toplanır,sohbetler ve ne işler yapılacağı konuşulurdu.Güz mevsiminde imeceler başlardı.Hasır dokumalar(mısır çalasından, poçoçundun),yün eğirmeler,kilim dokumalar,çeşitli işler yardımlaşmayla yapılırdı. Köyümüz çok şenlikli bir tarzda devam eder,Şavşat’ın merkezine gitmeğe gerek kalmazdı.Çünkü her aradığın köyümüzün dükkanlarında bulunurdu.

D)Köyümüzde İtna İle Ustalık Yapanlar:Demirci ustaları:Hüseyin Usta,Mahmut Usta,Enver Usta ,Hamza Usta,ve buz mıhı(çivisi)kesen Vehbi Usta (Beçlerin derlerdi).Saygın amcaydı.Gençleri severdi.Kağnı arabası yapan ustalar:Ali Levent Usta,Kasat’ta,Arişet’te Pazligilin Ahmet Usta,Göşnigilde Zeker Usta ve Kazim Usta (Uzunoluk ,Kışlalar)mahallesinden

İnce Ayarlı Değirmen Ustaları:İbrahim Usta Karahan,Niyaz ve Ahmet Temiz Ustalar Papiyetten (Çamdibi mah),Şeker Çelik ,Şevki Çelik,Nezir Çelik,bunlar ve Serdar Ulu,Azmi Ulu Göşnigil mah. Hem değirmen ustaları ve hemde köyümüzün hudutları içinde bulunan değirmen taşı çıkarılan KARHANA mevkiinden değirmen taşı çıkarılıp,Türkiye’nin her yerine satış yaparlardı.Büyük boy ,orta ve buçula değirmenlerine göre bu madenden el emeği,göz nuru işçilik yapararak Ahaldaba’nın adını duyurmuşlardır.

HAZIRLAYAN

Samet Acar

Eğitim-Araştırmacı Yazar 19-Mayıs- 2013

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ANISINA

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir