LAZUT TARLASINI BEKLEMENİN CEREMESİ

Ortaokul seneleriydi, ikinci sınıfta ikmale kalmıştım ayın kaçında olduğunu hatırlamıyorum pazartesi günü imtihanım vardı.  

     O, akşam tarlayı (lazudi) bekleme sırası evde bana gelmişti, el ayak çekilinceye kadar bekleyecektim.  Dirgani alarak  2 Km. uzaklıktaki tarlaya gidip beklemeye başladım. Ortalıktan ses seda kesilince bende evin yolunu tuttum. Hava yarı bulutlu idi, bazen ay ışığı çıkıyor bazen de kayboluyordu. Bende zaman zaman dirgani yere vurarak ses çıkarıp ilerliyordum ki birden önüme koca oğlan çıktı.  

Hayrola kocaoğlan böyle erken vakitte nereye gidiyorsun ? 

  Etrafta yiyeceklerime ortak olan bazıları varmış (Domuz-Porsuk-Sansar) onları uzaklaştırmaya birazda karnımı doyurmaya gidiyorum  dedi.  

       Biraz tehditvari, bizim tarlaya uğramasan iyi olur, ilerde sana zarar gelmesini istemem deyince, laflarım hiç hoşun gitmemiş ki ayakları üstüne kalktı. Epey bir zaman karşılıklı öyle bekleşdik, baktım bunun yoldan çekileceği yok ufaktan da homurdanıyor, hadi çekil yolumdan sen işine bende eve gidem der demez yüzüme öyle bir tükürdü ki yüzüm tamamen tükrük içerisinde kaldı. Baktım daha da azgınlaşacak, içimden bir oyun oynamak geldi. Durduğumuz yerde yüksek tump gibi bir yer, altı bayır, gel Kocaoğlan seninle güreşelim sen beni yenersen git afiyetlicesine ye, ben seni yenersem bir daha buralar da görünmeyeceksin dedim,  olur dedi. Başladık birbirimize el ense çekmeye, bir elense çekiyor sanki Kırkpınar baş pehlivanı. Niyetim, kafam bayıra doğru tumba sırt üstü yatarak bunu üstüme çekip taşlamaya atıp kurtulmak , ayni şekilde sırt üstü düşerek  onun üstüme gelmesini sağladım kollarından tutup ayaklarımı kasıklarına dayayarak taşlamaya getirip, bayır aşağı sallamakla beraber doğrularak arkasından baktım , yuvarlanarak  öyle bir gidiyor ki kefere hiç sorma!  önüne bir ordu çıksa ezip geçecek, gidiş o gidiş bir daha çevrede  ne kocaoğlan nede bozoğlan görülmedi, bizde bir nebze tarlayı beklemekten kurtulduk. Yarı anı yarı öykü de böyle bitti.  Yeni anıda buluşmak üzere hoşça kalın.  

Emekli Öğretmen Ali TABAN / Kararaağaç Köyü/ŞAVŞAT

1 Aralık 2013

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir