TEPEKÖY’ÜN (AHALDABA) KÜLTÜR YAPISI 2

TEPEKÖY’DE (AHALDABA) MİSAFİR (KONU) AĞIRLAMA KÜLTÜRÜ:

Tepeköy’(Ahaldaba) halkı ,misafir(konuk) ağırlama kültürünü tarihinden almaktadır.Tarihden gelen bu gelen ve göreneklerimiz;misafir aığrlama kültürünü oluşturmuştur.şöyle ki:Köyümüzün bireyleri  yeni bir ev yaptıklarında ,(Ahşap)ambarın bitişiğindeki oda,misafiriçinyapılır ve içerisi özenle donatılırdı.Pencere perdeleri köyümüzün kızlarının elişleriydi.Çok güzel dantelli örgülerden pençere perdeleri yapır,diğer mahallelerin kızları birbirinden örnek alırlar;en iyisini yapmaya çalışırlardı.Mutlak süretde her evin bir odası misafire ayrılmışdı.

Bazı mahallelerde ,misafir odaları ayrıca yapılmıştı.Bunlardan biri Papiyet (Çamdibi)mahallesindeki CİNDAR DEDE’NİN (Genç Ali Elazoğlu) Temiz.Bu misafir odası geniş bir mimari yapıda içerisi dekoratifli nakışlar,giriş kapısının sağ tarafında özellikle yapılmış misafir yataklarının muafaza edileceği “yataklak”,sol tarafında abdes almak için su destisi ve ibriği ile ortasından kapalı leğeni vardı.Gelen misafirler,namazlarını kılmak için rahat abdest alabilirlerdi.Yan girişinde dekoratif bir balkonu mevcuttu.Gelen misafirler ,balkonda soluklanır,ayakkablarını oracıkta açıp içeri girerlerdi.Gürgen ağacından çarkta yapılmış geniş ortasından  yuvarlak ayaklı sofra tepsisiydi.Pencereleri güneşin tarafından açılıyordu.İçerisini ısıtmak için geniş yapılı odun sobası  mevcuttu.Zaman zaman bu odada kışları öğrencilere kur’an kursları verilirdi.Sonbaharın koyun yünleri imece şeklinde o odada toplanarak eğrilirdi.1963 yılında misafir odasının yerine şimdiki ev yapılmıştır.Aynı odanın bir değer biçimdeki ,Düztaş(Şavul)mahallesinde yine Elazoğlarından,İzzet Elazoğlu’nun (Celaddin,İshak,Davut,Bayram)Temizler’in birlik odaları,hala bu konuk odası,mevcut durumunu korumaktadır.Öğretmen ,Şair Yalçın Temiz ‘in korumasında dır.Bu misafir oda uzun yıllar ,Düztaş mahallesinin okul ihtiyacını karşılamıştır.İşte Türk kültürünün nüveleri.Tabii ki,Tepeköy halkı gelenek ve göreneklerini koruyan,yaşatan bir kültürün mirascılarıdır.Köyümüzde ahşap binalar  silinmektedir.Misafir oda kültürü devam edip etmediği araştırmaya  mahsusdur.Bekleriz ki bu kültürümüz aynen devam etsin.

TEPEKÖY’ÜN   (AHALDABA) YOLLARI

Köyümüz,yeni yerleşim alanında iken patika yollar ya da öküz kızağının (Hızek) sığacağı biçimde dar,yokuşlu,taşlı,düzlüğü aza olan,kestirme yollardı.Ana yoldan köyümüze giderken,kestirme ve dik yol olan “Küçükkobart” üzeri Taşlıyokuş yolu  virajlarla takip edilerek “Büyükkobarta”çıkılır,Hıznarat denilen mevkiye gelindiği zaman  Kerk (Kerğ) denilen seyir yeinde oturularak,soluklanma yapılır,ondan sonra köye doğru yola devam edilirdi.Atı olanlar için  köye çıkış kolay olurdu.Karameşa’nın başından,Ünlücivar (unicivar)’ın dibine kadar olan yolun adı ,”Yanbeki” yol denir,tekrar yokuş devam ederdi.Ahşap Ustası İsrafil Yeni’nin evinin önünden dereye girer ve tekrar yokuşla  Şevki Acar’ın  Çiftpınar çeşmesine gelinirdi.Hayıllı bir yorucu yürüyüşle köye gelinirdi.1957 yılında  imece şeklinde Tepeköy’ün yolunun yapılması projesi başlatıldı.Köyümüz’ün mahallesi olan Bahçecik(Kothav)da ikamet eden  ogünün yol  çavuşu karayollarında görev yapıyordu.İdris Çavuş ,köyümüz’ün yolunu yeniden  söz konusu alitiyle  ölçerek nerelerden geçmesi gerektiği hakkında bir pratik proje oluşturarak ve yapılacak yerler işaratlanarak  imece şeklinde kaymakamlıktan olur çıkartıp,başlanmasına karar verildi.Muhtarımız,Sadık Altun  Dayımız,İdris Çavuşla  dostaneydiler.Kara yolları deposu ,Bahçecik mahallesindeydi.Kaza,kürek,manela,delici balyoz,barut ,dinamit vs.oradan karşılanarak,yeni bir yol yapmak üzere ,hevesli hevesli  çalışmaya başladık.Küçükkobartı  ikiyüz eli metre geçtiğinzde,on iki ile,onbeş metre kesilmiş,”Kesikkaya”’yı göreceksiniz.İşte orada İktisatta okuyan Cemil Ekinci Ağbeyin  1957 tarihli kaya kazı yazısı hala durmaktadır.Aşağı yukarı bir ayımızı o kayayı kesmeye vermişizdir.Köyümüze ,motorlu araba çıkacak diğe ne çabalar harcadık.Bu bir yol özlemiydi.Yol  Çamdibi yol ayrımına gelince ,Şavşat  Kaymakamı,(1957)Fikret Turgut Sayın ,makam arabasıyla gelerek,hazırlamış olduğumuz masaya oturdu.Çalışanlarımız da bir bayram havası içinde masalara sıralandılar.Ogünkü durumu görmeğe değerdi.Herkez heyecanlı bir bekleyişle acaba kaymakam bey ne  konuşaçak değe ,meraklı bakışlarla  bekliyorlardı.Kaymakam Fikret Turgut Sayın,başında siyah bir foter şapkası ve beyaz gömlek siyah kıravatıyla görkemli bir görünümle ,köy halkını selamladı.Çok enteresandır öğle giğimli biri köyümüzde yoktu.Bu görünümle dikkatleri üzerine çekmişti.Daha sözlerine başlamadan ,köy halkımız halkışlarla  kaymakamı onure ettiler.Mütişbir psikolojik konuma yaptı.Tepeköy’ün  örnek bir köy olduğunu ,birlik beraberliğimizin örneği diğer köylere örnek teşkil edeceğini  söyledi.Yolun köye kadar devam edeceğini müjdeledi.Bizde onu alkışladık.Bol bol ayran içti.İçimden  bu kaymakamın kesinlikle geleceğin vali adayıdır diğe düşünmüştüm.Yıllar sonra  vali olduğunu öğrendim.

Yolumuzu, değer yola karşı iyisayıyorduk.çünkü beterini yaşıyarak gördük.1968 yılında eski ikinci yolun çıkan araçları zorladığı ve yeni bir yolun yapılması gerektiği kanaatıyla o günün muhtarı Allah rahmet etsin! Kamil Gündüz’ün çalışmaları ve Şavşat adliyesinde Başkatip Ali Gündüz kardeşinin ve Tepeköy halkının isteğiyle yeni teknik araç gereçlerle bugünkü yol yapılmıştır.Babamda (Nevzat Acar) köy yolunun  nizami bir şekilde  köye çıkması halinde “Kayıkev”deki şimdiki yololan tarlayı köye bağış yapmıştır.Bazıları ise,bağışı kabul etmeyip köyden toplanan salma paralarından ,arazısını parasını almıştır.

KÖYÜMÜZÜN  TİCARİ KÜLTÜRÜ:

Köyümüde,ticari kültür mükemmel bir periyodikte devam etmiştir.Önce,mesleklerin gelişmesiyle,Arişet Mahallesinde  ticari dükkanlar oluştu.1952 lerden sonra ,Faik Ulu ,ayakkabı ve ihtiyaç maddeleri satmak için ahşapdan bir dükkan açtı,sırasında Cemeka Ahmet Aydin,hemen yanına Nevriddit Altun ve bitişiğine Sadık Altun Muhtar ,manifatura üzerine dükkanlar açmış oldular.Çevre köyler Şavşat’a gitmeğip,Tepeköy’e gelerek alış veriş yapılıyordu.Hatta  Veliköy (Meriya)dan gelip alış- veriş yaptıklarınıda  görmekteydik.Köyümüzde ,küçükbaş ve büyükbaş hayvan  meslenirdi.Küçükbaş hayvancılıkta ,Nevriddin Altun kardeşler celep beslerlerdi.İstanbul’ vapurla götürüp gerek kaplara verirler ,gerekse pazarlarında satarlardı.Celepçilikte bir dönem muhtarlık yapan Seyfettin Kızılaltun’da aynı şekilde ticarati ilerletmişdi.Daha sonra ,1962-1963 yıllarında Terzi Enver Evren,(Öğretmen Ekrem Evren’in )babası  şuandaki dükkanların oluşumunda öncülük yaparak,ahşap dükkan açarak,hem çeşitli ihtiyaçları karşılıyabilecek ürünler satıyordu ve hemde kuaş üzerine terzilik yapıyordu.Bilahare ticaret arzu edenler aynı sıraları gecekondu parselesiyonuyle parselleyip dükkan yaptılar.Dükkanlar bir araya geldi ,büyüdü,çevre köylerin ihtiyacına cevap verildi.Tepeköy’ü ticari yönden örnek bir köy oldu.Takıp  elbise yaptırmak isteğenler  Tepeköy’e geler işlerini görürlerdi.Yaylalarımda ,enaz beşbin tosun,öküz celebi vardı.Sığır,düğe,onbinin üzerinde idi. At,köyümüzde kırkın üzerinde mevcuttu.Herkez birer at saklarlardı.

KÖYÜMÜZDE DÜĞÜNLERDE  AT YARIŞLARI KÜLTÜRÜ GELİŞMİŞTİ.

Evlenen gençler düğünleri at yarışlarıyla onurlandırılır ve at yarışına girin suvvarilerimiz,hem atlarını beyendirir ve hemde tavuk şiş kazanır,atların boynuna birinci ikinçi üçüncü gelenlerine  ipek mendil bağlanırdı.Genelde yarışı,Abdalagilden suvari Aslan Şimşek ve zaman zaman da Ali Uzun (Uzungillerden ya da kardeşi Ahmet Uzun birincilik alırdı.Genelde düğünler ekim aylarında tercih edilirdi.Boluk mevsimi olduğu düşüncesiyle  tercih edilirdi.

KÖYÜMÜZDE ÇEVRE BİLİNCİ VE HAYVAN HAKKINDA BİLİNÇLİ ÇOBANLARIMIZ:

1-Enver Çakal:Enver amca çok mükemmel,hayvan tanır kimin olduğunu rengini biçimin,kuağının “kurtağzı mı,”kesik ne biçimde olduğunu birkere gör mü unutmazdı.

2-Mustafa Karakaya:Mutafa ağbeyde aynı bilnçte tanır,güven verirdi. Köy halkımı genelde onlar istemese bili yaylararda köyümüzün boğa,tosun ve öküz takımında onların bulunmasını tercih ederlerdi.3- Celal Kaya’da  çok olmamasına rağmen bunların kategorisine girebilir.

YAYLALARIMIZ VE YAYLA ŞENLİKLERİ:

1963 Yılında,seksenaltı(86) ailenin cengelek yaylasına çıktığını saymıştım.Yayla şenliği muhtarın  programına göre nezaman şenliğe gidileceği ,cumanın çıkışınad taşın başına çıkılarak açıklanır.Gidenlerin yaylası varsa on,onbeşgün kalırlardı.Yoksa birhafta içinde köyünü dönerlerdi.Yayla şenliğine (Pancarci) denirdi.Çevre köylerin katılımıyla  pancarci şenliği görkemli geçer,gençler barbaşında kızlar bir tarafda koro halinde türküler söylenir,davul-zurna birtarafta,tulum tirtarafta çalardı.Yaylaya yakışan enstürman tulumdur.Helegece  ay ışığında  tulumda horon tepmek bir başkadır.Umut verir,kararlık verir,insana güven verir.Heygidi ganler!…..Hatırladıkca  Köyümü olan Tepeköy  Kültürüne devam edeceğiz.

2 thoughts on “TEPEKÖY’ÜN (AHALDABA) KÜLTÜR YAPISI 2

  1. yazıyı büyük bir zevkle okudum ve gençliğimde o yolların kenarlarında çobanlık yaptığımı hatırladım.Çok seferde yaya gittiğim olmuştur. Böyle yazıların devamını diliyorum. yazanların eline yüreğine sağlık.

  2. yazıyı büyük bir zevkle okudum ve gençliğimde o yolların kenarlarında çobanlık yaptığımı hatırladım.Çok seferde yaya gittiğim olmuştur. Böyle yazıların devamını diliyorum. yazanların eline yüreğine sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir